hertz

matbu poetikhars!

Fikrin mi var, derdin var?

(Yenişafak Kitap soruşturması için verilen cevap)

Serkan Işın

Modern Türk Şiiri için en zor evreler, genelde kuşak şairlerinin eleştirmenlerinden daha gözü pek ve açık olduğu zamanlardır. Bu zamanlarda örneğin, eleştirinin dili, şekli, duruşu, kıvamı, “toplamın gerçekliğine” doğru kürek çekerken, şairin dikkat etmeye çalıştığı şey “gerçekliklerin toplamı” olmaktadır. Aradaki uçurum, iki kelimenin yer değiştirmesi ile kapanacak cinsten değildir, böyle zamanlarda, çok daha fazlası gerekmektedir.

Modern Türk Şairi kimdir ve nerede yaşamıştır?

“Bir mağara düşün dostum…” ifadesi ile başlar aslında hikaye. Ve “işte böyle azizim” diyerek biter, elbette anlatılan bizim hikayemizdir.

Mağarada, arkadan gelen ışık, tektir (toplamın gerçekliği), fakat gölgeler, çok, bulanık ve içiçe geçmişlerdir (gerçekliklerin olanaksız toplamı). Sırtımız sıcacık şeylerle tanış haldeyken, önümüze vuran şey, tüm karanlığı ile başka kara izlerle karışma eğilimi gösterir. Örneğin arkadaki kaynak “Dil” olduğunda, önümüzde göreceklerimiz nelerdir; “çingene alfabesi”, “evsiz alfabesi”, “mors alfabesi”? Arkamızdaki kaynak “Alfabe” olduğunda, önümüzde örneğin “ünlem, virgül, nokta ve noktalama işareti” olacak mıdır? Özetle, Büyük Anlatı’nın bizim sefil gövdemiz ve yaşayışımızla, mağaralarımızla aldığı şekillerden sorumlu ve haberdar mıyızdır?

Cantor için Poincaré’nin söyledikleri insanı heder eder. Bir kere dehaların birbirlerine karşı bu kadar “anlayışsız” olması da dahice birşey olmalıdır. Cantor, kendisini akıl hastanesine kapatır ve orada ölür. Poincaré “Cantor’un uğraştığı şeyler, Matematiğin daha sonra üstesinden geleceği hastalıklar”dır diyecektir. Zaman, sadece Cantor’un üstesinden gelebilmiştir.

Esas Mesele

Birkaç elemandan oluşan bir küme, örneğin Dil kümesi, gündelik dil, yazı dili, konuşma dili, grafik dili, reklam dili, rüya dili, anlam, gramer, kafiye, mektup, CV vb. gibi alt kümelere ayrıldığında -ki bu alt kümeleri kapsadığı bellidir- nasıl olur da, örneğin yazı dili ile grafik dili, birlikte başka bir Dil kümesi oluşturabilirler? Ve bu andan sonra artık Dil olarak bildiğimiz şey (tepedeki küme) yekpare bir bütün olarak orada nasıl durmaktadır? Yani hergün yaşantılarımız içinde, milyarlarca parçaya bölünen bir şeyin, hangi izdüşümlerine -alt kümelerine- bakarak karar verebileceğiz, örneğin bunun şiir için uygun, matematik için uygun bir dil olup olmadığına?

Matematik için bu sorunun cevabı, basittir; sayılar, semboller, denklemler (yeni kendi altında özelleşmiş bir alt küme). Ama örneğin ? işareti ile pi sayısının kendisi arasındaki ilişki, nasıl kurulmuştur? Matematiğin kendi üyeleri, sayılar, 3.14 diye başlayan ve uzayan bu sayıyı, tam olarak ifade edemiyorlar öyle değil mi? Arka arkaya dizilseler de, bugüne kadar elde edilmiş, açığa çıkarılmış basamakların da yetersiz kalacağını biliyoruz. Sorumuza geri dönersek, bağlam dışı tutulduğunda, hele hele şiir gibi bağlamı her şiirde, yeniden kurulan bir sanat karşısında, Dil’in hakiki göstergesi, hakikatin dilsel göstergesi olabilmekte midir? Yani bu aklımıza bir süre yatmaktadır, ama nedense çözülüp gitmektedir, geriye örneğin bir şiirin tamamı değil, birkaç parçası kalabilmektedir. Yani ortada bir “mütekabiliyet” sorunu mevcuttur. Burada ? olarak bildiğimiz şey, o tarafta sonu gelmeyen rakamlar yumağı olarak başka bir yere ait gibi görünmektedir. Burada ? işareti, bir dairenin çevresini hesaplamada kullanılabilirken, diğer haliyle kesinlik gerektiren hesaplarımızda işe yaramaz. Ve bir şiirde a,b,c değil de ? işaretini gördüğümüzde bundan ne anlamalıyız? Bir şiirde, ? işaretinin olmamasını sağlayan ve/ya onu bağlam-dışı ilan eden nedir? Bir matematiksel ifadede, “hüzünbaz” ifadesinin yer almamasını sağlayan nedir?

Sonuçlari önceden belli deney olur mu?

Türkçe’de deneysel edebiyattan bahsedebilmek için, öncelikle deneyden ne anladığımızın cevaplanması gerekmektedir. Az önce bahsettiğim türden soruların, şiir dışı tutularak cevaplanamaz hale getirilmesi, revaçtadır. Fakat, bir göstergeler sistemi olarak şiir dilinin, kendi işaret kümelerini ve bunların üst ve alt kümelerini araştırmadan, onları açığa çıkarmadan nereye kadar gidebileceği, ne kadar inandırcılığını koruyabileceği, en önemlisi bir iletişim mecrası ve aracı olarak “ne ile neyin” arasındaki boşluğu “ne ile” doldurduğu soruları da deneyden, deneysel olandan anladığımızı da gösterebilir. Yani konu bir yaklaşım sorunudur, birçoğumuz için serbest vezin bile hala “deney” kapsamındadır. Kimileri için ise hece ölçüsü, katlanılamaz bir başağrısı ve kendini harab etme deneyi olabilir.

Peki ya poetikhars?

Konu Görsel Şiir’e geldiğinde, deneye sonuçları önceden bilinmeyen bir “süreç” olarak bakmamız gerektiğini, tümden gelimci yaklaşımların, işin içine daha önce hesapta hiç yer almamış değişkenler katıldığında işe yarayamayacağının düşünülmesinin bizi “sevimsiz” öngörülerden koruyabileceğini, yine tümden gelimci yaklaşımlarla “büyük küme Dil”i küçük alt kümeleri olarak (konuşma dili, şiir dili, yazı dili, grafik dili vb.) görme yanılgısından kurtulduğumuz sürece, örneğin “okuma” denen şeyin, bir barkod tabancasının çubukları okuması da olabileceğini ve bundan da “okumanın doğası ile ilgili “çok önemli sonuçlar (fiyat, tarih, tür, okuma şekli, okunan şey, okutulan şey vb.) çıkabileceğini de eklemek gerek.

Feleğin çemberi ile ? sayısı arasındaki ilişki kadar zor bir ilişki

Bütün bunların ışığında, poetikhars.com (yukarıda belirtilen herşeyi Şiire dahil görme eğilimindeki çalışmaların yürütüldüğü mecra) zaten kapanacaktı. Fakat kapanana kadar geçen sürede, yapabileceği ne vardı, bunu başlarken bilmek mümkün değildi. Elimizde bu teorik sorular varken hem de! Aradan geçen zaman içinde Modern Türk Şiiri’nin imkanları yanında, imkansızlıkları olduğunu, ‘konvansiyonel alan’ olarak isimlendirdiğimiz söz/yazı şiirinin, kendisinden öncekilerden savaşarak aldığı çeşitli alanları, pek tartışmaya açmak istemediğini de gördük. Şimdi eleştirinin bizimle aynı hizaya gelmesini de bekliyoruz.

Görsel Şiir kavramı ve hâlâ üretmeye çalıştığı o göçebe alan/fikir, 1980 sonrasında Türk Şiiri’ndeki en can alıcı “kritik” olarak görülebilir, bu açıdan en “arkaik” olanla (resim > şiir arasındaki ilişki) en “güncel olan” (görsellik > kent hayatı) bir arada işlenmiştir.

Mimle/Kaydet